Tarihi Paket Postanesi ve Mimarisi

Yüz yılı aşkın bir süre boyunca İstanbul’un en önemli deniz ticaret ve turizm kapılarından biri olan Galata-Tophane Rıhtımı, Galataport İhalesi’yle birlikte önemli bir dönüşüm sürecine girmişti. Bu çok değerli kıyı şeridi, bugünlerde kademe kademe yeniden halkla buluşuyor.

Ziyarete açıldığı günden beri şehrin en renkli keyif noktalarından birisi haline gelen Galataport; restoranlar, sergi alanları ve mağazalar dışında çok özel bir tarihi mekana da ev sahipliği yapıyor: Paket Postanesi

Paket Postanesi, François Hennebique tarafından tasarlanmış. Ayrıca ülkemizdeki ilk betonarme yapılardan birisi olma özelliğini taşıyor. 1907’de, rıhtıma gelen yolcuların zaman geçirebileceği bir yolcu salonu ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmaya başlanan Paket Postanesi, 1911 yılında kullanıma açılmış. Cephesi neoklasik etkiler taşıyan yapının pencere ve kapı detaylarında ise Barok dönem esintileri mevcut. Yapımı yaklaşık 4 yıl süren, detaylarına bakıldığında Art Nouveau, Neoklasik, Kafkas ve Barok üslupların bir arada kullanıldığı görülen yapının mühendisi ise Saboureaux.

Biz her ne kadar postane ismini kullansak da aslında binanın bu amaçla kullanımı 1957’den sonrasına denk geliyor. O zamana kadar Galata Gümrük Başmüdürlüğü, İstanbul Rıhtım Antrepoları Şirketi’ne ait idare merkezi ve yolcu salonları olarak hizmet vermiş. Hatta büyük ana kubbenin birinci sınıf yolcu salonu, küçük kubbenin ise ikinci sınıf yolcu salonu olduğu bilgileri de mevcut. Bu yapı dönemin ihtiyaçları doğrultusunda 1934’te Deniz Hastanesi bile olmuş. 1957’de ise Haydarpaşa Limanı’nın genişletilmesiyle artık buraya ihtiyaç kalmamış ve PTT Paket Postanesi’ne dönüştürülmüş.

Şimdilerde Paket Postanesi, iç ve dış avlularında açılacak 73 mağaza ve önünde uzanan 180 metrelik sahil alanıyla İstanbullulara eşsiz bir alışveriş deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. Zanaatkarlar, yerel tasarımcılar ve uluslararası butik markaların bir araya geleceği bu yapı, hem İstanbul’un renkli tarihi çarşılarına hem de Paket Postanesi’nin tarihine adeta bir saygı duruşu niteliğinde. Bunun en güzel göstergesi de binanın kubbeleri ve çatısı: Ahşap kaplama üzerine doğal bir taş olan arduvaz örtüyle yapılma çatı ve çatı kaplamaları olabildiğince korunarak onarılmış ve orijinal dokusu zarar görmeyecek şekilde modern tekniklerle tekrar kullanılabilir hale getirilmiş.

Tarihin inceliklerine güncel dokunuşlarla ve her detayı özenle korunarak hayata döndürülen bu yapı, tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi coşkulu kalabalıklara yeniden kucak açmaya hazırlanıyor. İstanbul’un barındırdığı kültürel zenginliklere ve renklere yıllar boyu ev sahipliği yapan tarihi çarşıların izinde, eski ile yeniyi incelikle bir araya getiren Paket Postanesi’nin yeniden İstanbul’un en kıymetli buluşma noktalarından birisi olacağı günler pek yakında.

written by Farah Samuray

photos by Designmixer / Galataport Arşivleri

Galataport Paket Postanesi şantiye görünümü
Galataport Paket Postanesi Şantiyesi

Tarihi Paket Postanesinin yolcu salonu olarak kullanıldığı dönem
Tarihi Paket Postanesi’nin yolcu salonu olarak kullanıldığı dönem

Paket Postanesi çatı detayı
Galataport Paket Postanesi çatı detayı

Tarihi Paket Postanesi denize bakan cephesi
Paket Postanesi Yolcu Salonu
Paket Postanesi Şantiyesi
Galataport Paket Postanesi Şantiyesi

designmixer

Designer (Textile & Interior Design)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.